Ethereum ağı, son dönemde yaşanan zincir içi aktivite yavaşlaması nedeniyle kritik bir eşiğe ulaştı. Ağustos 2021’de EIP-1559 güncellemesiyle hayata geçirilen ücret yakma mekanizması, bu hafta sonu itibarıyla en düşük günlük ETH yakım oranını kaydetti. Söz konusu düşüş, Ethereum’un blok alanına olan talebin azaldığını ve kullanıcı etkileşiminin gerilediğini gösteren önemli bir gösterge olarak öne çıkıyor. Bu durum, ağın deflasyonist dinamiklerini de kısa vadede sorgulatır hale getiriyor.
EIP-1559 güncellemesi, Ethereum’un ekonomik modelinde çığır açan bir değişiklik olarak gündeme geldi. Mekanizma sayesinde kullanıcıların işlemler için ödediği ücretlerin bir kısmı kalıcı olarak yakılarak dolaşımdan çıkarılıyor ve ETH arzının azalması sağlanıyor. Yüksek ağ aktivitesi dönemlerinde yakılan ETH miktarı artarken, bu durum Ethereum’un net deflasyonist hale gelmesine yol açıyor. Ancak son veriler, zincir üzeri işlem hacminin ve kullanıcı katılımının önemli ölçüde düştüğünü ortaya koydu. Öyle ki, 20 Temmuz’da yakılan ETH miktarı 734 ETH ile rekor bir düşüş yaşarken, bu rakam 2021 sonlarında günlük 15.000 ETH’yi aşabiliyordu. Peki bu düşüşün arkasındaki temel dinamikler neler?
Zincir İçi Aktivite Neden Düşüyor?
Ethereum’un yakım oranındaki düşüş, birkaç faktörün birleşiminden kaynaklanıyor. İlk olarak, işlem hacmindeki belirgin azalma dikkat çekiyor. Son bir ayda Ethereum ana ağındaki günlük işlem sayısı yaklaşık %15-20 oranında gerilerken, bu düşüşün arkasında, DeFi (Merkeziyetsiz Borsa) protokollerindeki işlem hacimlerinin Solana, Base ve BNB Chain gibi rakip ağlara kayması yer aldığı yönünde yorumlar geldi. Özellikle Base ve Solana’daki düşük ücretler ve yüksek hız, kullanıcıların likiditesini bu platformlara yönlendirmesi etkenler arasında. Ayrıca, NFT pazarındaki spekülatif hareketlilik de önemli ölçüde azaldı. 2021-2022 döneminde NFT’ler için harcanan yüksek gaz ücretleri, yakım oranını artıran temel etkenlerden biriydi. Ancak NFT ticaretindeki durgunluk, bu kalemi de zayıflattı.
İkinci önemli faktör, aktif adreslerdeki düşüş. Ethereum ağında son 30 günde aktif adres sayısı ortalama %18 azalarak 400.000’in altına indi. Aktif adreslerin azalması, doğrudan işlem sayılarına ve gaz ücretlerine yansıyor. Kullanıcı katılımındaki bu gerileme, genel piyasa koşullarıyla da ilişkili. Kripto piyasasının son aylardaki yatay seyri, yatırımcıların risk alma iştahını kısıtlarken, zincir üzeri işlemleri de olumsuz etkiliyor. Ayrıca bkz: Coin Yakmak Nedir? Artı ve Eksileri Nelerdir?
Katman 2’lerin Yükselişi ve Ethereum Ana Ağına Etkisi
Ethereum’un ölçeklenebilirlik sorununa çözüm olarak geliştirilen Katman 2 protokolleri, ironik bir şekilde ana ağın yakım oranını düşüren bir role sahip. Arbitrum, Optimism, Base ve zkSync gibi Katman 2’ler, işlemleri ana ağ dışında işleyerek kullanıcılara düşük maliyet ve yüksek hız sunuyor. Bilinen en önemli örnek, Arbitrum’un günlük işlem hacmi son aylarda 2 milyonu aşarken, bu rakam Ethereum ana ağının günlük işlem sayısına yaklaşması oldu. Ancak Katman 2’lerdeki işlemler, Ethereum ana ağına yalnızca “toplu işlem onayları” gönderdiği için gaz ücretleri çok daha düşük kalıyor. Bu durum, Katman 2’lerin büyümesinin Ethereum’un yakım mekanizmasını baskıladığı anlamına geliyor.
Bir diğer etken ise düşük gaz ücretleri. Ethereum’da ortalama gaz ücreti, 2024’ün ikinci çeyreğinde 5-10 Gwei aralığında seyrederken, bu rakam 2021’deki NFT çılgınlığı sırasında 200 Gwei’yi aşmıştı. Düşük ücretler, kullanıcılar için sevindirici olsa da yakılan ETH miktarını doğrudan azaltıyor.
Ethereum Artık Enflasyonist mi?
Ethereum’un deflasyonist olup olmadığı, ETH arzı ile yakımı arasındaki dengeye bağlı. Ağda her gün yaklaşık 2.700 ETH, staking (yatırım) ödülleri olarak piyasaya sürülüyor. EIP-1559’dan sonraki yüksek aktivite dönemlerinde yakılan ETH miktarı bu rakamı aştığı için Ethereum net deflasyonist hale gelmişti. Ancak yakım oranının 734 ETH’ye kadar düşmesiyle birlikte, ağ şu anda net enflasyonist bir eğilimde. Ultrasonic.money verilerine göre, Ethereum’un yıllık enflasyon oranı %0.98’e yükseldi. Bu, ağın EIP-1559 sonrasındaki ilk enflasyonist dönemi olarak kayda geçiyor.
Ancak bu durumun geçici olduğu düşünülüyor. Piyasa koşullarının iyileşmesi, DeFi ve NFT’lerde canlanma veya Katman 2’lerden ana ağa likidite dönüşü gibi faktörler, yakım oranını yeniden artırabilir. Ayrıca, Ethereum’un gelecek yıllarda planlanan protokol yükseltmeleri de ağın maliyet yapısını iyileştirerek kullanıcı çekmeyi hedefliyor.
Ethereum’un Geleceği Ne Olacak?
Kısa vadeli veriler endişe yaratsa da Ethereum, blok zinciri ekosistemindeki merkezi konumunu koruyor. Özellikle kurumsal düzeydeki benimsenme ve geliştirici faaliyetlerindeki liderlik, ağın uzun vadeli gücünü ortaya koyuyor. Katman 2’lerin ana ağ üzerindeki etkisi ise tartışmalı bir konu. Bazı analistler, Katman 2’lerin büyümesinin Ethereum’un “ekosistem genişlemesi” olarak görülmesi gerektiğini savunurken, diğerleri ana ağın ekonomik modelinin yeniden gözden geçirilmesi çağrısı yapıyor.
Ethereum’un yakım mekanizması ve deflasyonist dinamikleri, doğrudan ağ kullanımıyla bağlantılı olarak yatırımcıların karşısına çıkıyor. Mevcut düşük aktivite dönemi, kripto piyasasının doğal döngülerinden biri olarak değerlendirilebilir. Ancak Ethereum’un teknolojik yenilikçiliği ve ekosistem çeşitliliği, orta vadede toparlanma için sağlam bir zemin sunuyor. Yatırımcılar ve kullanıcılar, bu süreçte Katman 1 ve Katman 2’lerdeki gelişmeleri yakından izlemeye devam edecek.